Av. Gözde Yavuzer
  • Yayınlar
  • Uzmanlık Alanları
      • Gayrimenkul Hukuku
      • Aile Hukuku
      • Miras Hukuku
      • Kira Uyuşmazlıkları
      • İş Hukuku
      • Şirketler Hukuku
      • Start-Up Girişim Hukuku
      • Bilişim Hukuku
      • Kişisel Verilerin Korunması Hizmetleri
      • Marka Hukuku ve Tescil İşlemleri
      • E-Ticaret Hukuku
      • Trafik Kazaları ve Değer Kaybı Tazminatı
      • Kat Mülkiyeti Uyuşmazlıkları
      • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
      • Uluslararası Vatandaşlık Hukuku
  • Uyum Danışmanlığı
  • Hakkımızda
  • Onlıne Danışmanlık
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Anasayfa
  • Yayınlar
  • Uzmanlık Alanları
      • Gayrimenkul Hukuku
      • Aile Hukuku
      • Miras Hukuku
      • Kira Uyuşmazlıkları
      • İş Hukuku
      • Şirketler Hukuku
      • Start-Up Girişim Hukuku
      • Bilişim Hukuku
      • Kişisel Verilerin Korunması Hizmetleri
      • Marka Hukuku ve Tescil İşlemleri
      • E-Ticaret Hukuku
      • Trafik Kazaları ve Değer Kaybı Tazminatı
      • Kat Mülkiyeti Uyuşmazlıkları
      • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
      • Uluslararası Vatandaşlık Hukuku
  • Uyum Danışmanlığı
  • Hakkımızda
  • Online Danışmanlık
  • İletişim

İzmir Şirket Avukatı: Sık Sorulan Sorular ve Cevapları

İZMİR ŞİRKET AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

I. Giriş: İzmir’de Şirket Hukukunun Önemi ve Şirket Avukatının Rolü

İzmir, Türkiye’nin Ege Bölgesi’ndeki stratejik konumu ve gelişen sanayisi ile ülkenin önde gelen ticaret merkezlerinden biridir. Bu dinamik ticari yapı, şirketlerin sürekli olarak değişen piyasa koşullarına ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Şirketlerin bu adaptasyon ve büyüme süreçleri, beraberinde karmaşık hukuki meseleleri getirmekte ve hukuki danışmanlık ihtiyacını artırmaktadır. Dolayısıyla, İzmir’deki şirketlerin hukuki danışmanlık ve dava takibi ihtiyaçları, genel ekonomik eğilimlerin ötesinde, yerel piyasanın özgün dinamikleriyle doğrudan ilişkilidir.

Şirket Avukatının Temel Görevleri ve Şirketler İçin Sağladığı Avantajlar

Şirket avukatları, bir işletmenin kuruluşundan tasfiyesine kadar her aşamada kritik bir rol oynamaktadır. Bu profesyoneller, şirketlerin hukuki uyumunu temin etmek, potansiyel riskleri yönetmek ve minimize etmek, uzmanlık alanlarında destek sağlamak, şirket içi hukuki farkındalığı artırmak, zaman ve kaynak yönetimini optimize etmek, sözleşme süreçlerini etkin bir şekilde yönetmek ve işçi-işveren ilişkilerindeki uyuşmazlıklara çözüm bulmak gibi geniş bir yelpazede görevler üstlenirler.

Şirket avukatlarının sunduğu hizmetler, şirket kuruluş işlemlerinin yürütülmesinden ticari sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesine, icra ve iflas süreçlerinin takibine, vergi hukuku danışmanlığına, iş hukuku ve çalışan ilişkilerine ve hukuki ihtilafların çözümüne kadar uzanır. Şirket avukatının rolü, yalnızca ortaya çıkan hukuki sorunları çözmekle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda proaktif bir risk yönetimi ve stratejik danışmanlık sunarak şirketin uzun vadeli başarısına doğrudan katkıda bulunmaktır. Bu yaklaşım, şirketin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesinin yanı sıra, rekabet avantajı elde etmesini ve kurumsal itibarını korumasını sağlar.

Hukuki Risk Yönetimi ve Önleyici Hukuk Danışmanlığı

Modern iş dünyasında hukuki risk yönetimi, şirketler için vazgeçilmez bir unsurdur. Şirket avukatları, olası hukuki sorunları henüz ortaya çıkmadan tespit ederek önleyici tedbirler alır ve riskleri minimize ederler. Bu, sözleşmelerin hukuki uygunluğunun denetlenmesi, şirket içi politikaların yasal düzenlemelere uyumunun sağlanması ve tüm yasal yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi gibi faaliyetleri kapsar.

Şirket avukatının bu proaktif rolü, bir işletmenin iç denetim ve uyum (compliance) mekanizmasının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini göstermektedir. Hukuki bilinç düzeyinin yüksek tutulması, şirketin olası hukuki sorunlardan korunmasına ve proaktif bir hukuki yönetim anlayışının benimsenmesine önemli katkı sağlar. Bu yaklaşım, sadece maliyetlerden kaçınmakla kalmaz, aynı zamanda şirketin operasyonel verimliliğini ve piyasa itibarını da artırır. Hukuk, bu bağlamda, şirketin stratejik bir aracı olarak konumlanmaktadır.

Şirket Türleri ve Kuruluş Süreçleri

II. Şirket Türleri ve Kuruluş Süreçleri

Türkiye’de şirketler, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve özel kanunlar çerçevesinde çeşitli türlerde kurulabilmektedir. Şirket türü seçimi, işletmenin faaliyet alanı, sermaye yapısı, ortak sayısı ve sorumlulukları gibi faktörlere göre değişiklik gösterir.

Türkiye’deki Başlıca Şirket Türleri

Türk hukukunda başlıca şirket türleri sermaye şirketleri (Anonim Şirket, Limited Şirket) ve şahıs şirketleri (Kollektif Şirket, Komandit Şirket) olarak sınıflandırılır. Kooperatif şirketler ise özel kanunlarla düzenlenmiş ayrı bir şirket türüdür.

  • Anonim Şirket (A.Ş.): Sermayesi paylara bölünmüş ve pay sahiplerinin sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olan şirket türüdür. Genellikle büyük ölçekli işletmeler ve halka açık şirketler için tercih edilen bu yapı, en az 250.000 TL ana sermaye ile kurulması gerekmektedir. Hissedar sayısında üst sınır bulunmamakta ve şirketler dilerlerse halka açılabilme imkanına sahiptirler. Anonim şirketlerde, yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların 4B sigorta zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • Limited Şirket (Ltd. Şti.): Bir veya daha fazla ortak tarafından kurulan, sermayesi belirli paylara bölünmüş ve ortakların sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlı olan bir şirket türüdür. Genellikle küçük veya orta ölçekli işletmeler tarafından tercih edilir. En az 50.000 TL sermaye ile kurulabilir. Limited şirketler, anonim şirketlere göre daha az formalite gerektirir ve vergi avantajlarından yararlanabilirler.
  • Şahıs Şirketleri (Kollektif ve Komandit Şirketler): Şahıs şirketleri, ortakların sorumluluklarının sınırsız olduğu ve genellikle ortak sayısının az tutulduğu şirket türleridir. Kollektif şirketler, en az iki gerçek kişi tarafından kurulabilir ve ortaklar şirket borçlarına karşı kişisel mal varlıklarıyla sınırsız sorumludur. Komandit şirketlerde ise, komandite ortaklar sınırsız sorumluluğa sahipken, komanditer ortakların sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlıdır. Şahıs şirketleri hızlı ve düşük maliyetle kurulup kapatılabilirken, yüksek ciro durumunda kademeli vergi sisteminin dezavantajlarını yaşayabilirler.
  • Kooperatif Şirketler: Ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle geçimlerine ait ihtiyaçlarını sağlayıp koruma amacıyla kurulan bu yapılar, en az 7 ortak gerektirir. Kooperatif toplantılarında, ortaklık derecesinden bağımsız olarak her ortak tek bir oy kullanabilir. Kooperatiflerin borçlarından doğan sorumluluk, ortağın payı ile sınırlıdır, ancak ortaklar kararla sınırsız sorumluluk da alabilirler.

Şirket türü seçimi, sadece başlangıç sermayesi ve ortak sayısı gibi anlık faktörlere göre değil, aynı zamanda şirketin gelecekteki büyüme potansiyeli, risk toleransı, kurumsal itibar beklentileri ve vergi stratejileri gibi uzun vadeli stratejik hedeflere göre yapılmalıdır. Örneğin, halka açılma potansiyeli olan bir girişim için anonim şirket daha uygunken, başlangıç maliyetleri düşük tutulmak istenen ve kişisel sorumluluğun kabul edilebilir olduğu küçük işletmeler için şahıs şirketi tercih edilebilir. Bu seçim, şirketin hukuki ve finansal geleceğini temelden etkiler.

Şirket Türleri Karşılaştırması (Avantajlar ve Dezavantajlar)

Özellik Anonim Şirket (A.Ş.) Limited Şirket (Ltd. Şti.) Şahıs Şirketi (Kollektif/Komandit) Kooperatif Şirket
Minimum Ortak Sayısı 1 1 Kollektif: 2 (Gerçek Kişi) / Komandit: 2 (1 Komandite, 1 Komanditer) 7
Minimum Sermaye 250.000 TL 50.000 TL Yok Yok
Ortakların Sorumluluğu Sınırlı (Taahhüt edilen sermaye kadar) Sınırlı (Taahhüt edilen sermaye kadar) Sınırsız (Kollektif tüm ortaklar; Komandit komandite ortak) Sınırlı (Payı kadar, kararla sınırsız olabilir)
Kuruluş Hızı/Kolaylığı Orta-Yavaş, Karmaşık Orta, Daha Az Formalite Hızlı, Basit Orta, Ticaret Bakanlığı İzni
Muhasebe/Yönetim Karmaşıklığı Yüksek, Daha Fazla Denetim Orta, Daha Esnek Düşük, Daha Az Gider Orta, Ortakların Katılımı
Vergi Sistemi Kurumlar Vergisi (%20-25) Kurumlar Vergisi (%20-25) Kademeli Gelir Vergisi (%15-%35) Kurumlar Vergisi
Halka Açılma İmkanı Var Yok Yok Yok
İtibar/Kredi Erişimi Yüksek Orta-Yüksek Düşük Orta
Hisse Devri Kolaylığı Yüksek (Noter onayı gerekmez) Noter onayı gerekir Zor (Tüm ortakların onayı) Ortaklık payı devri esnek

Şirket Kuruluş Aşamaları ve Gerekli Belgeler

Şirket Kuruluş Aşamaları ve Gerekli Belgeler

Şirket kuruluşu, belirli yasal prosedürleri içeren çok aşamalı bir süreçtir. Bu süreç genellikle MERSİS (Merkezi Sicil Kayıt Sistemi) üzerinden başvuru ile başlar ve bir kayıt numarası alınır. Ardından, noterde şirket ana sözleşmesi hazırlanır ve ortaklar tarafından imzalanarak onaylanır. Ana sözleşme, şirketin merkezi, unvanı, işletme konusu, yönetim kurulu üyelerinin sayısı, genel kurulun nasıl toplanacağı gibi temel bilgileri içermelidir.

Noter onaylı belgelerle bir banka hesabı açılır ve belirlenen sermayenin en az %25’i bu hesaba bloke edilir. Daha sonra, noter onaylı şirket esas sözleşmesi, müdürün imza beyanı, kurucu hissedarlar bilgi formu, sermaye bloke yazısı, ticaret odası kayıt beyannamesi gibi belgelerle Ticaret Sicil Gazetesi’ne başvuru yapılır. Son olarak, vergi mükellefi olabilmek için Vergi Dairesi’ne başvurulur ve şirketin faaliyet alanına göre ticaret odasına veya sanayi odasına kayıt işlemleri tamamlanır.

Şirket kuruluşu sürecindeki her bir adımın birbirini takip eden ve birbirine bağımlı aşamalar olması, sürecin bütünsel bir hukuki danışmanlık gerektirdiğini göstermektedir. Tek bir aşamadaki hata veya eksiklik, tüm sürecin uzamasına veya geçersiz olmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle bürokratik süreçlere aşina olmayan girişimciler için avukat desteğinin kritik önemini ortaya koymaktadır.

Kuruluş Maliyetleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Şirket kuruluş maliyetleri, seçilen şirket türüne ve sürecin nasıl yönetildiğine göre değişiklik gösterir. Bu maliyetler genellikle avukat tarafından ana sözleşme hazırlanması, noter ödemeleri, sermaye blokesi esnasında bankalara ödenen tutarlar, vergi dairesi işlemleri ve ticaret sicil kaydı gibi kalemleri içerir. Örneğin, anonim şirket kuruluş maliyeti, mali müşavir hizmet bedeli hariç yaklaşık 2500 TL civarında olabilmektedir. Anonim şirketler için asgari sermaye tutarı 250.000 TL olup, bunun dörtte biri kuruluş öncesinde banka hesabına yatırılmalıdır.

Kuruluş maliyetlerinin sadece resmi harç ve vergilerden ibaret olmayıp, hukuki danışmanlık ve mali müşavirlik hizmet bedellerini de kapsadığı göz önüne alındığında, başlangıç bütçesinin doğru planlanması, şirketin ilk adımlarındaki finansal istikrarı için hayati öneme sahiptir. Özellikle sermaye blokesi gibi süreçler, nakit akışı yönetimini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, kapsamlı bir finansal planlama, şirket kuruluşu aşamasında olası aksaklıkların önüne geçmek için esastır.

Şirket Organları ve Sorumlulukları

III. Şirket Organları ve Sorumlulukları

Şirketler, faaliyetlerini yasalara uygun ve etkin bir şekilde sürdürebilmek için belirli organlara sahiptir. Bu organlar, şirketin yönetimini, temsilini ve denetimini üstlenir.

Genel Kurul: Görev ve Yetkileri

Anonim şirketlerde genel kurul, şirketin en üst karar organıdır ve pay sahiplerinden oluşur. Genel kurulun görev ve yetkileri arasında şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi, yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve azli, finansal tabloların onaylanması, kâr dağıtımına karar verme, sermaye artırımı veya azaltımı ve şirketin feshi gibi kritik konular yer alır. Bu yetkiler, Türk Ticaret Kanunu (TTK) tarafından devredilemez olarak belirlenmiştir. Toplantılarda alınan kararlar genellikle çoğunluk oyuyla alınır.

Limited şirketlerde de genel kurul, müdürleri görevden alma ve temsil yetkisini sınırlama yetkisine sahiptir. Anonim şirketlerde çoğunluk ilkesi hızlı karar almayı sağlarken, TTK, küçük pay sahiplerinin menfaatlerini korumak ve çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla azınlık hakları (bilgi alma, özel denetçi atanması talebi vb.) da tanımıştır. Bu durum, şirket yönetiminde “etkinlik” ile “adalet” arasında bir denge kurulması gerektiğini göstermektedir. Bu denge, özellikle büyük şirketlerde veya ortaklar arası çıkar çatışmalarında kritik hale gelmektedir.

Yönetim Kurulu (Anonim Şirketler) ve Müdürler (Limited Şirketler): Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Anonim Şirket Yönetim Kurulu: Anonim şirketin yönetim ve temsil organıdır. Yönetim kurulu, şirketin üst düzeyde yönetimi, yönetim teşkilatının belirlenmesi, finansal planlama, müdürlerin atanması ve görevden alınması, yönetimle görevli kişilerin üst gözetimi, defterlerin tutulması, yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi ve genel kurul kararlarının yürütülmesi gibi devredilemez görev ve yetkilere sahiptir. Yönetim kurulu üyeleri, görevlerini şirketin menfaatlerini gözeterek ve dürüstlük kuralları çerçevesinde yerine getirmekle yükümlüdürler.

Limited Şirket Müdürleri: Limited şirketin yönetim organıdır ve kanunda veya esas sözleşmede genel kurula bırakılmamış tüm konularda karar almaya yetkilidir. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerine benzer şekilde, şirketin üst düzey yönetimi, yönetim örgütünün belirlenmesi, muhasebe ve finansal denetim düzeninin oluşturulması gibi devredilemez yetkileri bulunmaktadır. Müdürler, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine de sahiptirler.

Hem anonim şirketlerdeki yönetim kurulu üyelerinin hem de limited şirketlerdeki müdürlerin, şirketin “üst düzey yönetimi” ve “finansal denetimi” gibi konularda devredilemez yetkilere sahip olması, Türk Ticaret Kanunu’nun şirketlerin büyüklüğünden bağımsız olarak kurumsal yönetime ve finansal şeffaflığa verdiği önemi vurgulamaktadır. Bu durum, her iki şirket türünde de yöneticilerin stratejik ve mali sorumluluklarının ne denli ağır olduğunu göstermektedir.

Şirket Organlarının Hukuki Sorumlulukları ve Riskler

Şirket yönetim kurulu üyeleri ve müdürler, görevlerini ihmal etmeleri veya kötüye kullanmaları halinde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı tazminat sorumluluğu taşıyabilirler. Ayrıca, kamu alacaklarından (vergi, SGK primleri vb.) dolayı da ikincil ve sınırsız sorumlulukları bulunabilmektedir.

TTK, yöneticilere şirketle işlem yapmama, rekabet etmeme ve şirkete borçlanmama gibi belirli yükümlülükler getirmiştir. Bu yasakların ihlali halinde ciddi tazminat sorumlulukları doğabilmektedir. Şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluklarının sadece şirkete karşı değil, aynı zamanda pay sahipleri, alacaklılar ve hatta kamuya karşı da genişlemesi, yöneticilik pozisyonunun sadece ticari başarı değil, aynı zamanda ciddi kişisel riskler de taşıdığını göstermektedir. Bu çok yönlü sorumluluk, yöneticileri proaktif hukuki danışmanlık almaya ve riskleri minimize etmeye yönlendiren temel bir faktördür.

Şirket Yapılandırmaları: Birleşme, Bölünme, Devralma ve Tür Değiştirme

IV. Şirket Yapılandırmaları: Birleşme, Bölünme, Devralma ve Tür Değiştirme

Şirket yapılandırmaları, şirketlerin büyüme, yeniden yapılanma veya stratejik hedeflere ulaşma amacıyla gerçekleştirdiği önemli hukuki işlemlerdir.

Şirket Birleşmeleri ve Devralmaları: Hukuki Süreçler ve Sonuçları

Şirket birleşmeleri, bir veya daha fazla şirketin tüm malvarlığını tasfiyesiz olarak başka bir mevcut şirkete (devralma yoluyla birleşme) veya yeni kurulacak bir şirkete (yeni kuruluş yoluyla birleşme) devretmesidir. Bu işlemlerin temel amaçları arasında müşteri portföyünü artırma, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) maliyetlerini düşürme, rekabeti azaltma, piyasa konumunu güçlendirme ve vergi avantajlarından yararlanma bulunmaktadır.

Birleşmelerde külli halefiyet ilkesi geçerlidir; yani devrolunan şirketin tüm hak ve borçları, iş sözleşmeleri de dahil olmak üzere kendiliğinden devralan şirkete geçer. Bu süreçler Rekabet Kurulu’ndan izin alınmasını gerektirebilir. Şirket birleşmeleri ve devralmalarının sadece finansal bir işlem olmaktan öte, “kurumsal itibarın artırılması” ve “piyasa risklerine karşı daha dirençli hale gelme” gibi stratejik hedeflere hizmet etmesi, bu süreçlerin hukuki boyutunun sadece uyum değil, aynı zamanda şirketin uzun vadeli stratejik planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir. Hukuki danışmanlık, bu stratejik hedeflere ulaşmada kritik bir köprü görevi görür.

Şirket Bölünmeleri: Tam ve Kısmi Bölünme

Şirketler, Türk Ticaret Kanunu’na göre tam veya kısmi olarak bölünebilir. Tam bölünmede, şirketin tüm malvarlığı bölümlere ayrılıp diğer şirketlere devrolunur ve bölünen şirket hukuken sona erer. Kısmi bölünmede ise şirketin bir kısmı devredilirken tüzel kişiliği devam eder. Bölünme raporu hazırlanması ve genel kurul onayı bu süreçte zorunludur. Bölünme sonucunda iş ilişkileri de devralan şirkete geçer.

Şirket bölünmelerinin, farklı iş kolları için yeni şirketler oluşturma veya bir şirket grubunu yapılandırma amacı taşıması, bu işlemlerin operasyonel verimliliği artırma ve belirli riskleri (örneğin, bir iş kolundaki başarısızlığın tüm şirketi etkilemesini) izole etme stratejisi olarak kullanıldığını gösterir. Hukuki süreç, bu operasyonel ve risk yönetimi hedeflerinin yasal zeminde güvenle gerçekleşmesini sağlar.

Şirket Tür Değişiklikleri: Prosedürler ve Etkileri

Bir şirket, hukuki şeklini değiştirebilir (örneğin, anonim şirketten limited şirkete veya kooperatife) ve yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamı niteliğindedir. Tür değiştirmede ortakların pay ve hakları korunmalıdır. Bu süreç, tür değiştirme planı ve raporunun hazırlanmasını, ardından genel kurul onayının alınmasını gerektirir.

Şirketlerin tür değiştirebilme yeteneği, işletmelerin değişen piyasa koşullarına, sermaye ihtiyaçlarına veya ortaklık yapılarına uyum sağlama esnekliğini göstermektedir. Bu esneklik, özellikle ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde veya büyüme stratejileri değiştiğinde, şirketlerin hukuki yapısını optimize etmelerine olanak tanır. Bu sayede şirketler, daha uygun bir hukuki yapıya geçiş yaparak operasyonel ve finansal hedeflerine daha etkin ulaşabilirler.

Ticari Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yolları

V. Ticari Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yolları

Ticari yaşamda ortaya çıkan uyuşmazlıklar, şirketlerin faaliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Bu uyuşmazlıkların etkin bir şekilde çözümlenmesi, ticari sürdürülebilirlik için hayati öneme sahiptir.

Ticari Davaların Türleri ve Özellikleri

Ticari davalar, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve ilgili özel kanunlar kapsamında düzenlenir ve genellikle üç ana çeşide ayrılır:

  • Mutlak Ticari Davalar: Tarafların tacir olup olmadığına veya uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak kabul edilen hususlardan doğan davalardır. Örneğin, acente uyuşmazlıkları, anonim/limited şirketlerle ilgili davalar, çek/bono/poliçeden kaynaklanan davalar, iflas davaları ve fikri mülkiyet hukuku davaları bu kapsamdadır.
  • Nispi Ticari Davalar: Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır.
  • Özel Kanun Hükümleri Gereğince Ticari Sayılan Davalar: Kooperatif ve finansal kiralama kanunlarından doğan davalar gibi özel hükümlerle ticari nitelik kazanan davalardır.

Ticari davaların bu denli çeşitli ve teknik detaylara sahip olması, genel hukuk bilgisiyle yetinilemeyeceğini, ticaret hukuku alanında derinlemesine uzmanlaşmış avukatlara olan ihtiyacı vurgulamaktadır. Her bir dava türünün kendine özgü ispat kuralları ve yargılama usulleri olması, avukat seçiminde uzmanlığın belirleyici bir kriter haline gelmesini sağlar.

Ticari Davalarda Yargılama Aşamaları ve Ortalama Süreler (İzmir Özelinde)

Ticari davalarda yargılama usulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabidir. Dava aşamaları sırasıyla dilekçeler aşaması, ön inceleme aşaması, tahkikat aşaması, sözlü yargılama aşaması ve karar aşamasından oluşur. Dava konusu 500.000 TL’yi geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanırken, bu miktarı aşanlarda yazılı yargılama usulü geçerlidir. Basit yargılama usulü, diğerine göre daha hızlı sonuçlanmaktadır.

İzmir’deki ticaret mahkemelerinde ortalama sonuçlanma süresi genellikle 1.5 ila 2 yıl arasında değişebilir. İstinaf süreci 6 ay ile 1.5 yıl, temyiz süreci ise daha da uzayabilir. İzmir’deki ticaret mahkemelerinin iş yükü ve dava sürelerinin değişkenliği, şirketler için hukuki süreçleri planlarken sadece yasalara değil, aynı zamanda yerel yargı pratiklerine ve tahmini süre çizelgelerine de dikkat etmenin önemini göstermektedir. Bu durum, potansiyel maliyetleri ve stratejik kararları (örneğin, uzlaşma yoluna gitme) doğrudan etkileyebilir.

Ticari Dava Süreleri (Ortalama)

Dava Aşaması Ortalama Süre (İzmir)
İlk Derece 1.5 – 2 yıl
İstinaf 6 ay – 1.5 yıl
Temyiz Değişken, 1.5 yıl ve üzeri
Toplam 2 – 3.5 yıl

Ticari Davalarda İspat Yükü ve Delil Türleri

Ticari davalarda ispat yükü, genellikle iddiayı ortaya atan tarafa düşer. Ancak, karşı tarafın tuttuğu ticari defterler de kanıt olarak kullanılabilir. Ticari defterler, sözleşmeler, faturalar, banka kayıtları, yazışmalar (e-posta, mesajlaşmalar), tanık beyanları ve bilirkişi raporları gibi her türlü delil, davanın seyrini etkileyebilir.

Ticari davalarda ispat yükünün genellikle iddia sahibinde olması ve ticari defterler ile yazılı belgelerin kritik önemi, şirketlerin günlük operasyonlarında dahi detaylı ve düzenli kayıt tutma, sözleşmeleri yazılı hale getirme ve elektronik yazışmaları muhafaza etme alışkanlığının sadece iyi bir iş pratiği değil, aynı zamanda potansiyel hukuki risklere karşı bir “savunma kalkanı” olduğunu göstermektedir. Bu uygulamalar, bir davanın ispat aşamasında güçlü bir konum sağlamak için hayati önem taşır.

Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları: Arabuluculuk ve Tahkim

Geleneksel yargı süreçlerinin uzunluğu ve maliyeti, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının önemini artırmıştır.

  • Arabuluculuk: Uyuşmazlıkların mahkemeye gitmeden, tarafsız bir üçüncü kişi (arabulucu) yardımıyla çözülmesini amaçlayan dostane bir yöntemdir. Arabulucunun bağlayıcı karar verme yetkisi yoktur; tarafları uzlaşmaya teşvik eder ve çözüm bulmalarına yardımcı olur.
    • Zorunlu Arabuluculuk ve Süreci: İş, ticaret ve tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvuru dava şartı haline gelmiştir. İzmir’de kira, aidat ve ortaklığın giderilmesi davalarında da zorunlu arabuluculuk bulunmaktadır. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Süreç genellikle 3 hafta içinde sonuçlanır, zorunlu hallerde 1 hafta uzatılabilir. Arabulucuya başvurulduğu tarihten son tutanağın imzalanmasına kadar geçen süreçte zamanaşımı süreleri durur. İlk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur.
    • Avantajları ve Dezavantajları: Arabuluculuk, mahkeme davalarına göre çok daha kısa sürer, masraftan tasarruf sağlar, kontrol taraflarda kalır, gizlilik esastır ve yargı yükünü azaltır. Tarafların menfaat ve ihtiyaçlarına odaklanarak daha tatmin edici çözümler sunabilir. Ancak, anlaşma zorunluluğu yoktur, deneyimsiz bir arabulucu süreci olumsuz etkileyebilir ve arabuluculukta varılan anlaşmalar emsal karar oluşturmaz.
    • İş davalarında zorunlu arabuluculuğun getirilmesi, mahkemelerin iş yükünü azaltma ve uyuşmazlıkları daha hızlı çözme amacının yanı sıra, tarafları mahkeme öncesinde uzlaşmaya teşvik ederek daha “dostane” ve “sürdürülebilir” çözümler bulmaya yönlendirmektedir. Ancak, ilk toplantıya katılmama gibi prosedürel eksikliklerin ciddi mali yaptırımlara yol açması, sürecin “zorunlu” niteliğinin bir “şekil tuzağı” yaratabileceğini ve bu nedenle hukuki danışmanlığın önemini artırdığını göstermektedir.
  • Tahkim: Uluslararası ticari işlemlerde en yaygın uyuşmazlık çözüm yolu olan tahkim, uyuşmazlığın bir hakem veya hakem kurulunca, ulusal mahkemeler dışında çözümü olarak tanımlanır. Tahkim isteğe bağlıdır ve tarafların yazılı anlaşmasını gerektirir. Tahkim kararları bağlayıcıdır ve mahkeme kararları gibi icra edilir. Hız, gizlilik, uzmanlık ve uluslararası tanınma gibi avantajları bulunmaktadır.

İflas ve Konkordato Süreçleri

İflas ve Konkordato Süreçleri: Şirketler Üzerindeki Etkileri

Şirketlerin finansal zorluklarla karşılaşması durumunda iflas ve konkordato gibi hukuki süreçler gündeme gelir.

  • Konkordato: Borçlarını ödemekte zorluk çeken veya ödeyemeyen şirketlerin alacaklılarıyla anlaşarak belirli bir ödeme planı dahilinde borçlarını ödemelerine olanak tanıyan hukuki bir anlaşmadır. Konkordatonun temel amacı, iflastan korunma ve ticari faaliyetleri sürdürmektir. Süreç mahkeme denetimi altında yürütülür ve şirketin ticari itibarı zarar görebilir, bankalardan kredi temin etmek zorlaşabilir.
  • İflas: Borçlunun tüm malvarlığının tasfiye edilmesi ve alacaklılara dağıtılması sürecidir. İflas kararı ile şirket kapanır ve hukuken ortadan kalkar. İflasın açılmasıyla müflise karşı başlatılmış tüm takipler durur ve iflas kararının kesinleşmesiyle düşer.
  • Konkordato’nun iflasa karşı bir alternatif olarak sunulması, ekonomik kriz dönemlerinde şirketlerin ticari hayatına devam etmesini sağlayarak istihdamı koruma ve piyasada domino etkisi yaratabilecek iflasları önleme amacı taşır. Bu durum, hukukun sadece bireysel hakları değil, aynı zamanda makroekonomik istikrarı ve sosyal refahı da gözettiğini göstermektedir.

Şirketlerde İş Hukuku

VI. Şirketlerin İş Hukuku Yükümlülükleri ve İşçi Hakları

İş hukuku, işçi ve işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen ve işçinin korunmasını temel alan bir hukuk dalıdır. Şirketlerin bu alandaki yükümlülükleri ve işçilerin hakları, yasal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır.

İş Sözleşmesi Türleri ve Geçerlilik Şartları

İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir; ancak, süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.

Başlıca iş sözleşmesi türleri arasında belirli ve belirsiz süreli, sürekli ve süreksiz işleri konu edinen, tam ve kısmi süreli, çağrı üzerine çalışma, mevsimlik, evde çalışma, takım sözleşmesi ve deneme süreli iş sözleşmeleri yer almaktadır. İş sözleşmelerinin türleri ve geçerlilik şartlarındaki çeşitlilik, şirketler için işe alım süreçlerinde “tek tip” sözleşme kullanımından kaçınmanın önemini vurgulamaktadır. Her pozisyon ve çalışma düzeni için özel olarak tasarlanmış, yasalara uygun sözleşmelerin hazırlanması, gelecekteki işçi-işveren uyuşmazlıklarını (özellikle fesih ve tazminat konularında) önlemede kritik rol oynar. Bu, hukuki riskleri başlangıçta minimize etmenin en etkili yollarından biridir.

İşverenin Temel Yükümlülükleri

İşverenin çalışanlarına karşı birçok temel yükümlülüğü bulunmaktadır. Bunlar arasında ücret ödeme, işçiyi gözetme borcu ve kişiliğinin ödeme, iş sağlığı ve güvenliğini sağlama, eşit davranma, özlük dosyası düzenleme, işçinin eğitimine ve gelişimine destek olma, izin ve dinlenme sürelerini sağlama ve mobbing ile tacizi önleme sorumluluğu yer alır.

İşverenin yükümlülüklerinin sadece maddi (ücret, tazminat) değil, aynı zamanda manevi (eşit davranma, kişiliği koruma, mobbingi önleme) boyutlarının da bulunması, şirketler için iş hukukuna uyumun sadece yasal cezaları önlemekle kalmayıp, aynı zamanda kurumsal itibar ve çalışan memnuniyeti açısından da kritik olduğunu göstermektedir. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla, bu manevi yükümlülüklerin ihlali, şirketin piyasadaki algısını ciddi şekilde zedeleyebilir.

İş Sözleşmesinin Feshi: Süreli ve Derhal Fesih Farkları

İş sözleşmesinin feshi, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinin sona erdirilmesidir. Bu fesih iki ana şekilde gerçekleşebilir:

  • Süreli Fesih: Hem işçi hem de işveren, iş sözleşmesini feshederken belirli bildirim sürelerine uymak zorundadır. Bu süreler, işçinin kıdemine göre kanunda belirlenmiştir (2 hafta ile 8 hafta arası) ve kısaltılamaz, ancak uzatılabilir.
  • Derhal Fesih: Önceden bildirim yükümlülüğü bulunmayan fesihtir. İş Kanunu madde 25 hükmünde sayılan haklı sebeplerden biri bulunuyorsa, işveren bir süre vermeksizin iş sözleşmesini sona erdirebilir. İşçi de İş Kanunu madde 24 hükmünde yer alan haklı nedenlerle iş sözleşmesini derhal feshedebilir. Haklı nedenle fesih nedenleri arasında sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, zorlayıcı sebepler ve işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması bulunur. İşveren derhal fesih hakkını kullanırken somut deliller sunmalı, yazılı bildirim yapmalı ve işçinin savunmasını almalıdır.

İş sözleşmesinin feshinde, özellikle derhal fesih durumunda, işverenin uyması gereken “somut delil sunma”, “yazılı bildirim” ve “savunma alma” gibi prosedürel titizlik, bu adımların atlanması halinde feshin geçersiz sayılarak işverenin ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşılaşmasına neden olabileceğini göstermektedir. Bu durum, fesih süreçlerinin sadece hukuki bir işlem değil, aynı zamanda yüksek riskli bir operasyonel süreç olduğunu ve uzman hukuki desteğin vazgeçilmezliğini ortaya koymaktadır.

İşçi Alacakları ve Tazminatları

İşçilik alacakları, işçinin çalıştığı süre ve koşullar altında hak ettiği ancak çeşitli nedenlerle ödenmeyen ücret ve hakları kapsar. Yaygın işçilik alacak türleri arasında ücret alacakları, fazla mesai ücreti, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti alacakları yer alır.

Her bir alacağın kendine özgü ispat yolları, zamanaşımı süreleri ve faiz uygulamaları bulunmaktadır. Örneğin, ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir. Fazla çalışma yapıldığını işçi ispat ederken, ödendiğini işveren ispatlamakla yükümlüdür. Kıdem tazminatı için en az 1 yıl çalışma şartı vardır ve her tam yıl için 30 günlük brüt ücret ödenir; bu tazminatın bir tavan sınırı bulunur. İhbar tazminatı ise işverenin bildirim süresine uymaması halinde ödenir.

İşçilik alacakları davalarında ispat yükünün alacak türüne göre işçi ve işveren arasında değişmesi, şirketler için sadece yasal yükümlülükleri yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda bu ödemeleri ve çalışma saatlerini eksiksiz ve ispatlanabilir şekilde belgelemelerinin hayati önem taşıdığını göstermektedir. Yetersiz veya hatalı kayıtlar, şirketi ciddi finansal risklerle karşı karşıya bırakabilir.

İşçi Alacakları ve İspat Yükü

İşçi Alacağı Türü İspat Yükü Kime Ait? Başlıca İspat Yolları/Deliller Zamanaşımı Süresi
Ücret Alacakları Ödendiğini işveren Maaş bordroları, banka hesap dökümleri, iş sözleşmesi 5 yıl (Hakkın doğduğu tarihten itibaren)
Fazla Mesai Ücreti Yapıldığını işçi, ödendiğini işveren Zaman çizelgeleri, mesai defterleri, tanık beyanları, e-posta yazışmaları 5 yıl (Hakkın doğduğu tarihten itibaren)
Kıdem Tazminatı Ödendiğini işveren İşe başlama/ayrılma belgeleri, SGK hizmet dökümü 5 yıl (Fesih tarihinden itibaren)
İhbar Tazminatı Ödendiğini işveren İş sözleşmesi, işten çıkış bildirgesi 5 yıl (Fesih tarihinden itibaren)
Yıllık İzin Ücreti Kullandırıldığını/ödendiğini işveren İmzalı izin defteri, eşdeğer belge 5 yıl (İş akdinin sona erdiği tarihten itibaren)
Genel Tatil Ücreti Çalışıldığını işçi, ödendiğini işveren Tanık beyanları, puantaj kayıtları 5 yıl (İş akdinin sona erdiği tarihten itibaren)

İşe İade Davaları: Şartları ve Sonuçları

İşe iade davası, haksız veya geçersiz fesih sonucunda işten çıkarılan işçilerin eski işlerine geri dönmeleri için açılır. Bu davanın açılabilmesi için belirli şartların sağlanması gerekir: iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması, işyerinde en az 30 işçi çalışması, işçinin en az 6 ay kıdeme sahip olması, işveren vekili konumunda olmaması ve feshin geçerli bir nedene dayanmaması.

Dava sonucunda fesih geçersiz bulunursa, mahkeme işverenin işçiyi 1 ay içinde işe başlatmasına karar verir. İşveren bu karara rağmen işçiyi işe başlatmazsa, işçiye ek olarak 4 ila 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ve en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ödemek zorunda kalır. Haksız fesih durumunda işçiye hem “işe iade” hem de “işçi alacakları” davası açma hakkının tanınması, işçinin kariyer hedefleri ve işverenin potansiyel tazminat yükümlülükleri açısından hukuki danışmanlığın önemini artırmaktadır.

İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk ve Süreç

Bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. İş kazası ve meslek hastalığı davalarında ise zorunlu arabuluculuk bulunmamaktadır. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Arabuluculuk süreci genellikle 3 hafta içinde sonuçlanır, zorunlu hallerde 1 hafta uzatılabilir. Arabulucuya başvurulduğu tarihten son tutanağın imzalanmasına kadar geçen süreçte zamanaşımı süreleri durur. İlk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. İş davalarında zorunlu arabuluculuğun getirilmesi, mahkemelerin iş yükünü azaltma ve uyuşmazlıkları daha hızlı çözme amacının yanı sıra, tarafları mahkeme öncesinde uzlaşmaya teşvik ederek daha “dostane” ve “sürdürülebilir” çözümler bulmaya yönlendirmektedir. Ancak, ilk toplantıya katılmama gibi prosedürel eksikliklerin ciddi mali yaptırımlara yol açması, sürecin “zorunlu” niteliğinin bir “şekil tuzağı” yaratabileceğini ve bu nedenle hukuki danışmanlığın önemini artırdığını göstermektedir.

Şirketler İçin Gayrimenkul Hukuku

VII. Gayrimenkul Hukuku ve Şirketler İçin Önemi

Şirketlerin gayrimenkul varlıkları, operasyonel süreklilikleri ve yatırım stratejileri açısından büyük önem taşır. Gayrimenkul hukuku, bu alandaki tüm yasal süreçleri düzenler.

Şirketlerin Gayrimenkul Edinimi ve Yönetimi

Gayrimenkul hukuku, arazi, binalar, arsalar gibi taşınmaz mallarla ilgili hukuki meseleleri düzenler; mülkiyet hakları, tapu işlemleri, kira sözleşmeleri, imar hukuku ve gayrimenkul vergilendirmesi gibi konuları kapsar. Şirketler, gayrimenkul alım-satımında tapu kayıtlarının kontrolü, imar durumu sorgulama, yapı ruhsatı ve iskan belgesi incelemesi gibi detaylara dikkat etmelidir.

Şirketlerin gayrimenkul edinimi süreçlerinde sadece mülkiyetin devriyle sınırlı kalmayıp, “imar durumu”, “yapı ruhsatı”, “iskan belgesi” gibi detaylı hukuki incelemeler (due diligence) yapmasının gerekliliği , gayrimenkulün mevcut değerini ve gelecekteki kullanım potansiyelini doğrudan etkileyen gizli riskleri (yıkım, ceza, kullanım kısıtlamaları) önlemede hayati öneme sahiptir. Bu durum, gayrimenkul yatırımının sadece finansal değil, aynı zamanda hukuki bir strateji gerektirdiğini göstermektedir.

Kentsel Dönüşüm Hukuku ve Şirketler İçin Riskler/Fırsatlar

Kentsel dönüşüm, riskli yapıların yenilenmesi ve şehirsel alanların daha yaşanabilir hale getirilmesi amacıyla yürütülen bir süreçtir. Süreç, riskli yapı tespiti, rapor onayı, tapuya şerh, itiraz süreci, müteahhit seçimi ve sözleşme imzası gibi aşamalardan oluşur.

Riskler arasında eksik veya düşük bedelle kamulaştırma, müteahhitin projeyi yarıda bırakması veya iflası ve uzun dava süreçleri bulunur. Kiracılar için barınma haklarının kaybı riski de vardır. Kentsel dönüşüm süreçlerinin çok sayıda aşamadan oluşması ve farklı paydaşları (malikler, kiracılar, müteahhitler, belediye, bakanlık) içermesi , hukuki risklerin sadece bir tarafın eylemlerinden değil, tüm sistemin karmaşıklığından kaynaklandığını göstermektedir. Şirketler için bu, sadece yasalara uymak değil, aynı zamanda tüm paydaşlarla etkili iletişim ve müzakere stratejileri geliştirmeyi gerektiren bir “ekosistem yönetimi” meselesidir.

Kira Hukuku ve Şirket Kiralamaları (İşyeri Kiraları, Depozito, Cezai Şartlar)

Kira sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında düzenlenir. İşyeri kiraları için özel hükümler bulunmaktadır.

  • Depozito: Konut ve çatılı işyeri kiralarında depozito üç aylık kira bedelini aşamaz ve bankaya yatırılması zorunludur. İade şartları kanunda açıkça belirtilmiştir.
  • Cezai Şart: Kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde cezai şart ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. Ancak erken tahliye durumunda cezai şart kararlaştırmak mümkündür.
  • Tahliye Davaları: Kiracının tahliyesi, ihtiyaç, yeniden inşa/imar, yazılı tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar veya kiracının konutunun bulunması gibi kanunda belirtilen sebeplerle açılabilir.
  • Kira Tespit ve Uyarlama Davaları: Kira bedelinin piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi (kira tespit) veya olağanüstü durumlarda (ekonomik kriz, devalüasyon vb.) uyarlanması (kira uyarlama) için açılır. Bu davalarda zorunlu arabuluculuk şartı bulunmaktadır.

Kira hukukunda, özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiracıyı koruyucu emredici hükümlerin (depozito sınırı, cezai şart yasağı, %25 kira artış sınırı) bulunması, şirketlerin kira sözleşmelerini hazırlarken veya müzakere ederken bu sınırlamalara dikkat etmesini zorunlu kılar. Aksi takdirde, sözleşmeye konulan geçersiz hükümler, hukuki uyuşmazlıklara ve beklenmedik maliyetlere yol açabilir. Bu durum, sözleşme denetiminin ve hukuki uygunluğun ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Tapu İptal ve Tescil Davaları, Ecrimisil Davaları

  • Tapu İptal ve Tescil Davaları: Tapu kütüğüne hukuka aykırı olarak tescil edilen mülkiyet hakkının, hukuka uygun hale getirilmesi amacıyla açılan davalardır. Bu davalar, hukuki ehliyetsizlik, muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), vekalet görevinin kötüye kullanılması, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ihlali veya aile konutu ihlali gibi durumlarda açılabilir. Genel olarak zamanaşımı süresi bulunmamakla birlikte, kadastro veya hile gibi istisnai hallerde belirli zamanaşımı süreleri mevcuttur.
  • Ecrimisil Davaları: Bir taşınmazı hakkı olmadan işgal eden kişiden tazminat talep etmek amacıyla açılan davalardır. Haksız işgalin tespiti halinde zarar aranmaz; yani, zarar mevcut olmasa bile haksız işgalin varlığı halinde tazminat ödenmesine karar verilebilir. Paylı veya elbirliği mülkiyette ortaklar arasında da açılabilir, ancak bu durumda “intifadan men” (yararlanmadan men etme) şartı aranır. Ecrimisil davalarında zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Gayrimenkul hukuku alanındaki tapu iptali, tescil ve ecrimisil davalarının, mülkiyetin devri, miras, aile hukuku ve hatta ticari faaliyetler gibi birçok farklı hukuk dalıyla iç içe geçmesi , şirketlerin gayrimenkul varlıklarını yönetirken sadece mülkiyetin kendisini değil, bu varlıkların edinilme ve kullanım süreçlerindeki tüm hukuki geçmişi ve potansiyel riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi takdirde, bir alandaki hukuki sorun (örneğin muris muvazaası) başka bir alanda (örneğin tapu iptali) ciddi sonuçlar doğurabilir.

İpotek ve Rehin Hukuku Davaları

İpotek ve rehin, borçlunun ödeme yükümlülüğünü garanti altına alan sınırlı ayni haklardır. Taşınmaz rehninde sözleşme resmi şekilde yapılmalı ve tapuya tescil edilmelidir. Borç ödenmediğinde alacaklı, rehinli mülkü satarak alacağını tahsil edebilir.

İpotek kaldırma (fekki) davası, tapu kütüğüne kaydedilmiş ipotek hakkının geçersiz olduğu iddiasıyla açılır. Teminat altına alınan alacağın geçersiz olması veya sona ermesi, ipotek sözleşmesinin geçersiz olması veya aile konutu üzerinde eşin rızası alınmadan ipotek kurulması gibi durumlarda bu dava açılabilir. İpotek ve rehin işlemlerinin şirketlerin finansal güvencesi için kritik öneme sahip olması , ancak aynı zamanda bu işlemlerin “aile konutu rızası” gibi kişisel hukuki detaylarla da yakından ilişkili olabilmesi , şirketlerin kredi ve teminat süreçlerinde sadece ticari ve finansal koşulları değil, aynı zamanda ilgili mülkiyetin kişisel hukuki geçmişini de titizlikle araştırması gerektiğini göstermektedir. Bir aile konutu şerhi veya eş rızası eksikliği, büyük bir ticari ipoteği geçersiz kılabilir ve finansal güvenceyi tehlikeye atabilir.

VIII. Sonuç ve Öneriler

İzmir’de faaliyet gösteren şirketler için hukuki danışmanlık, sadece yasalara uyum sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda rekabet avantajı elde etmek ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamak adına stratejik bir zorunluluktur. Şirket hukuku, iş hukuku ve gayrimenkul hukuku gibi alanlardaki karmaşık düzenlemeler ve dinamik yerel uygulamalar, uzman bir şirket avukatının rehberliğini vazgeçilmez kılmaktadır.

İzmir’de Şirket Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

İzmir’de şirket avukatı seçimi yaparken, aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulmalıdır:

  • Uzmanlık ve Deneyim: Şirket hukuku, iş hukuku ve gayrimenkul hukuku gibi alanlarda derinlemesine uzmanlaşmış ve saha deneyimi olan bir avukatın tercih edilmesi, hukuki süreçlerin doğru ve etkin yönetilmesini sağlar.
  • Yerel Bilgi ve Pratikler: İzmir’deki mahkemelerin işleyişine, iş yüküne ve yerel uygulamalara hakimiyet, dava süreçlerinin etkin yönetimi ve doğru stratejilerin belirlenmesi için kritik öneme sahiptir.
  • İletişim ve Şeffaflık: Müvekkille düzenli iletişim kuran, süreç hakkında şeffaf bilgi veren ve ulaşılabilir bir avukatlık bürosu, güven ilişkisinin temelini oluşturur.
  • Proaktif Yaklaşım: Sadece dava takibi değil, aynı zamanda önleyici hukuk danışmanlığı ve risk yönetimi hizmetleri sunan avukatlar, potansiyel sorunları önceden tespit ederek şirketi korur.

Hukuki Danışmanlığın Sürekli Önemi

Şirketler için hukuki danışmanlık, tek seferlik bir ihtiyaçtan ziyade, sürekli ve dinamik bir süreçtir. Şirketlerin kuruluşundan günlük operasyonlarına, büyüme stratejilerinden olası kriz yönetimine kadar her aşamada hukuki destek almak, beklenmedik riskleri minimize etmenin ve hukuki uyumu sağlamanın en etkili yoludur. Proaktif hukuki danışmanlık, şirketlerin sadece yasal yükümlülüklerini yerine getirmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda operasyonel verimliliği artırır, kurumsal itibarı güçlendirir ve uzun vadeli başarı için sağlam bir temel oluşturur.

İzmir Şirket Avukatı – SSS

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Şirket nedir? Şirket türleri nelerdir?

Şirket, ortak bir ekonomik amaç doğrultusunda kurulan tüzel kişiliğe sahip ticari yapıdır.

Şirket Türleri:

  • Anonim Şirket (A.Ş.)
  • Limited Şirket (Ltd. Şti.)
  • Komandit Şirket
  • Kolektif Şirket
  • Adi Şirket (Tüzel kişiliği yoktur.)

Anonim şirket (A.Ş.) nedir? Nasıl kurulur?

Anonim şirket, sermayesi belirli paylara bölünmüş ve ortakların sorumluluğu yalnızca taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olan şirket türüdür.

Anonim Şirket Nasıl Kurulur?

  • Şirket ana sözleşmesi hazırlanır ve MERSİS sistemine yüklenir.
  • Minimum 50.000 TL sermaye belirlenir ve banka hesabına yatırılır.
  • Ticaret sicil müdürlüğüne gerekli belgelerle başvuru yapılır.
  • Tescil işlemleri tamamlanarak ticaret sicil gazetesinde ilan edilir.
  • Vergi dairesi, SGK ve belediye kayıtları yaptırılır.

Limited şirket (Ltd. Şti.) nedir? Nasıl kurulur?

Limited şirket, ortakların sorumluluğunun koydukları sermaye ile sınırlı olduğu, tüzel kişiliğe sahip şirket türüdür.

Limited Şirket Nasıl Kurulur?

  • Ana sözleşme hazırlanarak MERSİS sistemine yüklenir.
  • Minimum 10.000 TL sermaye belirlenir ve banka hesabına yatırılır.
  • Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne başvurularak şirket tescil edilir.
  • Tescil ilanı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanır.
  • Vergi dairesi, SGK ve belediye kayıt işlemleri tamamlanır.

Şahıs şirketi nedir? Nasıl kurulur?

Şahıs şirketi, tek kişinin veya ortakların sınırsız sorumluluğa sahip olduğu, kurulumu basit olan şirket türüdür.

Şahıs Şirketi Nasıl Kurulur?

  • Vergi dairesine başvuru dilekçesi verilir.
  • Kimlik fotokopisi ve ikametgâh belgesi sunulur.
  • İş yerinin kira sözleşmesi veya tapu fotokopisi teslim edilir.
  • İşe başlama bildirimi yapılarak vergi levhası alınır.
  • SGK kaydı yapılır.

Kollektif şirket nedir?

Kollektif şirket, ortakların tamamının şirket borçlarından sınırsız ve müteselsilen (birlikte) sorumlu olduğu şahıs şirketi türüdür. Ortaklar gerçek kişilerden oluşur ve şirket yönetimine doğrudan katılırlar.

Komandit şirket nedir?

Komandit şirket, ortaklardan bir kısmının şirket borçlarından sınırsız sorumlu (komandite ortak), diğer kısmının ise koydukları sermaye kadar sınırlı sorumlu (komanditer ortak) olduğu şahıs şirketi türüdür. Yönetim komandite ortaklar tarafından yürütülür.

Kooperatif şirket nedir?

Kooperatif şirket, ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılamak amacıyla, kişilerin gönüllü olarak bir araya gelerek oluşturduğu, kâr amacı gütmeyen tüzel kişiliğe sahip şirket türüdür. Ortaklar eşit haklara sahiptir ve sorumlulukları taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır.

Şirket kuruluşu için gerekli evraklar nelerdir?

Şirket Kuruluşu İçin Gerekli Evraklar:

  • Şirket ana sözleşmesi
  • Ortakların kimlik fotokopileri
  • Ortakların ikametgâh belgeleri
  • Noter tasdikli imza beyannameleri
  • Sermayenin yatırıldığına dair banka dekontu
  • İş yeri kira sözleşmesi veya tapu fotokopisi
  • Oda kayıt beyannamesi
  • Kuruluş dilekçesi (Ticaret Sicil Müdürlüğüne sunulur)
  • Vekâletname (işlemleri vekil takip ediyorsa)

Şirket kurma maliyeti ne kadardır?

Şirket Kurma Maliyeti (2025):

  • Şahıs Şirketi: Ortalama 5.000 – 8.000 TL
  • Limited Şirket: Minimum sermaye 10.000 TL + Kuruluş masrafları yaklaşık 20.000 – 50.000 TL
  • Anonim Şirket: Minimum sermaye 50.000 TL + Kuruluş masrafları yaklaşık 30.000 – 70.000 TL

Not: Maliyetler şehre ve hizmetlere göre değişebilir.

Şirket kuruluşu ne kadar sürer?

Şirket kuruluş süresi:

  • Şahıs şirketi: 1–3 iş günü
  • Limited şirket: 3–7 iş günü
  • Anonim şirket: 5–10 iş günü

Süreler belgelerin eksiksiz olmasına ve resmi işlemlerin hızına göre değişiklik gösterebilir.

Anonim şirket ile limited şirket arasındaki farklar nelerdir?

Anonim Şirket ile Limited Şirket Arasındaki Farklar:

  • Sermaye:
    • Anonim şirket: En az 50.000 TL
    • Limited şirket: En az 10.000 TL
  • Ortak Sayısı:
    • Anonim şirket: Minimum 1, maksimum sınır yok
    • Limited şirket: Minimum 1, maksimum 50 ortak
  • Halka Açılma:
    • Anonim şirket: Halka açılabilir
    • Limited şirket: Halka açılamaz
  • Hisse Devri:
    • Anonim şirket: Pay devri kolaydır, hisse senedi çıkarabilir
    • Limited şirket: Pay devri noter onayına tabidir
  • Yönetim:
    • Anonim şirket: Yönetim kurulu zorunludur
    • Limited şirket: Müdür veya müdürler tarafından yönetilir
  • Vergi ve Sorumluluk:
    • Her iki şirkette de ortakların sorumluluğu sermayeleri ile sınırlıdır. Ancak limited şirkette kamu borçlarından müdürlerin şahsi sorumluluğu doğabilir.

Şahıs şirketi ile limited/anonim şirket arasındaki farklar nelerdir?

Şahıs Şirketi ile Limited/Anonim Şirket Arasındaki Farklar:

  • Sorumluluk:
    • Şahıs şirketinde sorumluluk sınırsızdır, kişisel mal varlığıyla sorumluluk vardır.
    • Limited/Anonim şirkette sorumluluk sermaye ile sınırlıdır.
  • Kuruluş ve Kapanış:
    • Şahıs şirketinde işlemler hızlı ve kolaydır.
    • Limited/Anonim şirketlerde işlemler daha uzun ve masraflıdır.
  • Sermaye:
    • Şahıs şirketinde minimum sermaye zorunluluğu yoktur.
    • Limited şirket minimum 10.000 TL, Anonim şirket minimum 50.000 TL sermaye gerektirir.
  • Vergilendirme:
    • Şahıs şirketleri gelir vergisine tabidir (artan oranlıdır).
    • Limited/Anonim şirketler kurumlar vergisine tabidir (sabit oranda).
  • Prestij ve Güven:
    • Limited/Anonim şirketler piyasada daha prestijli görülür ve kurumsal algılanır.
    • Şahıs şirketleri genellikle küçük çaplı işler için tercih edilir.

Şirket ortaklarının sorumlulukları nelerdir?

Şirket Ortaklarının Sorumlulukları:

  • Sermaye Taahhüdü: Ortaklar, taahhüt ettikleri sermaye tutarını şirkete ödemekle yükümlüdür.
  • Şirket Borçları:
    • Şahıs Şirketi: Ortaklar şirket borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sınırsız sorumludur.
    • Limited Şirket: Ortaklar koydukları sermaye miktarı kadar sorumludur; ancak müdür ortakların kamu borçlarından ek sorumluluğu vardır.
    • Anonim Şirket: Ortakların sorumluluğu sadece taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sınırlıdır.
  • Yönetim ve Denetim: Ortaklar, şirketin yönetimine katılma ve faaliyetleri denetleme hakkına sahiptir.
  • Karar Alma: Şirketle ilgili önemli kararlara (genel kurul kararları gibi) katılma yükümlülüğü vardır.
  • Rekabet Yasağı: Ortaklar, şirket faaliyet alanında rekabet yasağına tabidir.
  • Gizlilik ve Sadakat: Ortaklar, şirket sırlarını korumak ve şirket çıkarlarına uygun davranmak zorundadır.

Şirket sermayesi nedir? Minimum sermaye şartları nelerdir?

Şirket sermayesi, şirketin kuruluşunda ortakların taahhüt ettikleri veya şirkete koydukları maddi değerdir.

Minimum Sermaye Şartları:

  • Şahıs Şirketi: Sermaye şartı yoktur.
  • Limited Şirket: Minimum 10.000 TL
  • Anonim Şirket: Minimum 50.000 TL
  • Kooperatif Şirket: Minimum sermaye şartı bulunmaz, ortakların taahhütlerine göre belirlenir.

Not: Belirtilen tutarlar yasal minimumlardır; istenirse daha yüksek sermaye ile de şirket kurulabilir.

Şirket ana sözleşmesi (esas sözleşme) nedir ve neden önemlidir?

Şirketin kuruluş amacını, faaliyet alanlarını, sermayesini, yönetim şeklini ve ortaklar arasındaki ilişkileri belirleyen temel belgedir.

Neden Önemlidir?

  • Şirketin tüzel kişilik kazanmasını sağlar.
  • Şirket ortaklarının hak ve sorumluluklarını düzenler.
  • Şirket yönetimi ve karar süreçlerini belirler.
  • Yasal uyuşmazlıkların önlenmesine ve çözülmesine yardımcı olur.
  • Ticaret siciline kayıt ve resmi işlemler için zorunludur.

Ticaret siciline tescil nedir? Neden önemlidir?

Şirketlerin kuruluşlarının, değişikliklerinin ve faaliyetlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resmi kayda alınmasıdır.

Neden Önemlidir?

  • Şirket tüzel kişilik kazanır ve resmi olarak tanınır.
  • Üçüncü kişilere karşı şirket bilgilerinin şeffaf olmasını sağlar.
  • Ticari faaliyetlerin yasal olarak yürütülmesi için zorunludur.
  • Şirket bilgilerindeki değişikliklerin ilan edilerek hukuki geçerlilik kazanmasını sağlar.
  • Ticari güveni ve kurumsal itibarı artırır.

Şirket unvanı nasıl belirlenir?

  • Ticaret unvanı şirket türünü gösteren ifadeleri içermelidir (Ör: Ltd. Şti., A.Ş.).
  • Unvanda şirketin faaliyet alanı belirtilebilir.
  • Önceden tescil edilmiş unvanlardan açıkça farklı olmalıdır.
  • Yanıltıcı, genel ahlaka aykırı veya kamu düzenini bozucu ifadeler içermemelidir.
  • Türkçe karakter ve dil kurallarına uygun olmalıdır.
  • Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından uygunluk onayı alınmalıdır.

Ticaret unvanı ve işletme adı arasındaki fark nedir?

Ticaret Unvanı:

  • Şirketin resmi ismidir.
  • Ticaret Siciline kaydedilir ve korunur.
  • Şirket türünü içermek zorundadır (Örn: Ltd. Şti., A.Ş.).
  • Resmi işlemlerde ve belgelerde kullanılır.

İşletme Adı:

  • Şirketin ticari faaliyetlerinde kullandığı markalaşmış isimdir.
  • Ticaret siciline kaydedilmesi zorunlu değildir (isteğe bağlıdır).
  • Ticaret unvanından farklı olabilir; daha akılda kalıcı ve ticari olabilir.
  • Markalaşma ve pazarlama amacıyla kullanılır.

Şirketlerde genel kurul nedir? Görevleri nelerdir?

Genel kurul, şirket ortaklarının bir araya gelerek şirketle ilgili önemli kararları aldığı en üst karar organıdır.

Genel Kurulun Görevleri Nelerdir?

  • Yönetim kurulu üyelerini seçmek ve değiştirmek.
  • Şirket bilanço ve hesaplarını onaylamak.
  • Kar dağıtımına veya zararların karşılanmasına karar vermek.
  • Şirket ana sözleşmesini değiştirmek.
  • Şirketin birleşme, bölünme, fesih ve tasfiyesine karar vermek.
  • Yönetim ve denetim organlarını ibra etmek (aklamak).
  • Önemli gayrimenkul alımı ve satımı gibi stratejik kararları almak.

Yönetim kurulu (A.Ş.) veya müdürler kurulu (Ltd. Şti.) nedir?

Yönetim Kurulu (A.Ş.) Nedir?
Anonim şirketlerde, genel kurul tarafından seçilen, şirket yönetimi ve temsiliyle görevli olan organdır.

Müdürler Kurulu (Ltd. Şti.) Nedir?
Limited şirketlerde, genel kurul tarafından atanan ve şirketi yönetmek, temsil etmekle görevli kişi veya kişilerdir.

Görevleri Nelerdir?

  • Şirketi yönetmek ve idari kararları almak.
  • Şirketi resmi kurumlar ve üçüncü kişilere karşı temsil etmek.
  • Mali tablo ve raporları hazırlamak, genel kurula sunmak.
  • Şirket faaliyetlerinin hukuka uygunluğunu sağlamak.
  • Ticari strateji ve politikaları belirlemek ve uygulamak.

Şirketlerin vergi yükümlülükleri nelerdir?

  • Kurumlar Vergisi: Limited ve anonim şirketlerin elde ettiği kâr üzerinden ödenir.
  • Gelir Vergisi: Şahıs şirketlerinin kazançları üzerinden artan oranlı olarak ödenir.
  • Katma Değer Vergisi (KDV): Mal veya hizmet satışları üzerinden alınır.
  • Stopaj (Gelir Vergisi Kesintisi): Çalışanların ücretleri ve kira ödemeleri gibi ödemelerden kesilir.
  • Damga Vergisi: Sözleşme ve resmî belgeler üzerinden alınır.
  • Geçici Vergi: Üç aylık dönemlerde şirket kazançları üzerinden peşin ödenir.
  • Emlak Vergisi: Şirkete ait taşınmazlar için ödenir.

Not: Vergi beyannameleri düzenli olarak verilmek zorundadır.

KDV, gelir vergisi, kurumlar vergisi nedir?

KDV (Katma Değer Vergisi)
Mal veya hizmetlerin alım-satımı sırasında tüketiciden tahsil edilen, devlete ödenen dolaylı bir vergidir.

Gelir Vergisi
Gerçek kişilerin elde ettiği gelirler (ticari kazanç, ücret, kira, serbest meslek kazancı vb.) üzerinden devlete ödediği vergidir. Artan oranlıdır.

Kurumlar Vergisi
Limited ve anonim şirket gibi kurumların elde ettiği yıllık net kâr üzerinden ödenen sabit oranlı (%25) vergidir.

Şirket birleşmeleri ve devralmaları (M&A) nedir? Süreç nasıl işler?

Bir şirketin başka bir şirketle birleşmesi veya onu devralarak yönetimini ele geçirmesidir. Genellikle büyüme, rekabet avantajı sağlama ve yeni pazarlara açılma amacıyla yapılır.

M&A Süreci Nasıl İşler?

  • Strateji belirlenir (Hedef şirket araştırması yapılır).
  • Gizlilik sözleşmesi imzalanır.
  • Due Diligence (Hukuki, mali ve ticari inceleme) yapılır.
  • Şirket değerlemesi ve fiyat belirlenir.
  • Hisse veya varlık alım sözleşmeleri hazırlanır ve müzakere edilir.
  • Anlaşmalar imzalanır.
  • Rekabet Kurumu ve diğer yasal mercilerden onay alınır.
  • Devir işlemi tamamlanır ve entegrasyon süreci başlar.

Şirket bölünmesi nedir? Türleri nelerdir?

Bir şirketin varlıklarının ve faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını mevcut ya da yeni kurulacak şirketlere devretmesi işlemidir.

Şirket Bölünmesi Türleri Nelerdir?

  • Tam Bölünme: Şirket tüm malvarlığını yeni veya mevcut şirketlere devreder ve kendisi sona erer.
  • Kısmi Bölünme: Şirket malvarlığının bir kısmını devreder, kendisi faaliyetlerine devam eder.

Uygulamada Sık Görülen Bölünme Yöntemleri:

  • Yeni şirket kurularak bölünme
  • Mevcut şirkete devredilerek bölünme

Genellikle yeniden yapılanma, riskleri azaltma ve operasyonel etkinliği artırmak amacıyla yapılır.

Şirket tasfiyesi nedir? Nasıl yapılır?

Şirketin faaliyetlerinin sona erdirilerek, alacak ve borçlarının ödenip kalan mal varlığının ortaklara dağıtılmasıdır.

Şirket Tasfiyesi Nasıl Yapılır?

  • Genel kurulda şirketin fesih kararı alınır.
  • Tasfiye memuru atanır ve Ticaret Siciline tescil edilir.
  • Alacaklılara çağrı ilanı yapılır.
  • Şirket alacakları tahsil edilir, borçları ödenir.
  • Kalan varlıklar ortaklara dağıtılır.
  • Tasfiye süreci tamamlanınca Ticaret Sicilinden şirket kaydı silinir.

İflas nedir? Şirketin iflas etmesi durumunda süreç nasıl işler?

İflas, bir şirketin borçlarını ödeyemez duruma gelmesi ve mahkeme kararıyla tüm malvarlığına el konularak tasfiye edilmesidir.

Şirket İflas Ettiğinde Süreç Nasıl İşler?

  • Alacaklı veya şirket tarafından iflas başvurusu yapılır.
  • Mahkeme tarafından iflas kararı verilir.
  • İflas masası oluşturulur ve iflas ilan edilir.
  • Şirketin tüm malvarlığına el konulur, defter ve kayıtlar incelenir.
  • Alacaklılar alacaklarını iflas masasına bildirir.
  • Malvarlığı satılarak elde edilen para alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır.
  • İflas tasfiyesi tamamlanınca şirketin kaydı ticaret sicilinden silinir ve tüzel kişiliği sona erer.

Şirketin lağvedilmesi ve tasfiyesi aynı şey midir?

Hayır, şirketin lağvedilmesi ve tasfiyesi farklı kavramlardır.

  • Lağvedilme: Şirketin faaliyetlerini sona erdirme kararıdır. Bu aşamada şirketin ticari faaliyetleri durur, ancak tüzel kişiliği devam eder.
  • Tasfiye: Lağvedilme kararından sonra şirketin alacakları tahsil edilip, borçları ödendikten sonra kalan malvarlığının ortaklara dağıtılması işlemidir. Tasfiye tamamlandığında şirketin tüzel kişiliği tamamen sona erer ve ticaret sicilinden silinir.

Kısaca;

  • Lağvedilme → Faaliyet sona erer, tüzel kişilik devam eder.
  • Tasfiye → Borçlar ödenir, şirket tamamen sona erer.

Şirket nasıl lağvedilir?

  • Genel kurulda fesih kararı alınır.
  • Karar ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
  • Şirketin ticari faaliyetleri sona erer ancak tüzel kişiliği devam eder.
  • Tasfiye memuru atanarak tasfiye sürecine geçilir.
  • Alacaklar tahsil edilir, borçlar ödenir, kalan varlıklar ortaklara dağıtılır.
  • Tasfiye işlemleri tamamlanınca şirket ticaret sicilinden silinir ve tüzel kişiliği sona erer.

Konkordato nedir? Şirketler neden konkordato ilan eder?

Konkordato, ödeme güçlüğü yaşayan şirketlerin borçlarını yeniden yapılandırmak ve iflastan korunmak amacıyla alacaklılarıyla anlaşma yaptığı hukuki bir süreçtir.

Şirketler Neden Konkordato İlan Eder?

  • İflası önlemek ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmek için.
  • Borçlarını yapılandırarak vade uzatımı veya borç indirimi sağlamak amacıyla.
  • Alacaklılara karşı hukuki koruma elde etmek için.
  • Şirketin finansal durumunu düzeltip yeniden kârlı hale gelebilmesi için zaman kazanmak amacıyla.

Ticari defter tutma zorunluluğu nedir? Hangi defterler tutulmalıdır?

Ticari işletmelerin finansal işlemlerini, faaliyetlerini ve borç-alacak ilişkilerini düzenli olarak kaydetme zorunluluğudur.

Tutulması Zorunlu Ticari Defterler:

  • Yevmiye Defteri: Günlük finansal işlemler kaydedilir.
  • Defter-i Kebir: Hesap bazında finansal işlemler sınıflandırılır.
  • Envanter Defteri: Yıl sonu bilanço ve envanter kayıtları yer alır.
  • Pay Defteri (Anonim Şirketler için): Pay sahiplerinin bilgileri tutulur.
  • Yönetim Kurulu Karar Defteri (Anonim Şirketler için): Alınan yönetim kurulu kararları yazılır.
  • Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri: Genel kurul toplantıları ve kararları kayıt altına alınır.

Not:
Defterlerin eksiksiz, düzenli ve zamanında tutulması yasal yükümlülüktür. Tutulmazsa idari ve mali yaptırımlar uygulanır.

Haksız rekabet nedir? Nasıl önlenir?

İşletmelerin dürüstlük kuralına aykırı davranışlarla rakiplerine zarar vermesi ve ticari hayatı olumsuz etkilemesidir.

Örnekleri:

  • Başkasının marka veya unvanını taklit etmek
  • Yanıltıcı reklam ve tanıtım yapmak
  • Rakip ürün veya şirket hakkında asılsız iddialarda bulunmak

Nasıl Önlenir?

  • Marka, patent ve tasarım gibi sınai mülkiyet haklarını tescil ettirmek
  • Mahkemeye başvurarak tespit ve önleme davası açmak
  • Maddi ve manevi tazminat talep etmek
  • Haksız rekabetin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı almak
  • Rekabet Kurumu’na başvurarak idari yaptırımlar talep etmek

Marka tescili neden önemlidir? Nasıl yapılır?

  • Markanın yasal olarak korunmasını sağlar.
  • Ürün ve hizmetlerin taklit edilmesini önler.
  • Şirketin itibarını artırır, pazarda rekabet avantajı sağlar.
  • Marka ihlallerinde hukuki koruma imkânı sağlar.

Marka Tescili Nasıl Yapılır?

  • Marka araştırması yapılır.
  • Başvuru Türk Patent ve Marka Kurumu’na online olarak gerçekleştirilir.
  • Başvuru incelenir, uygun bulunursa Resmi Marka Bülteni’nde ilan edilir.
  • İtiraz olmazsa marka tescil edilir ve koruma başlar.
  • Tescil edilen marka 10 yıl süreyle korunur, yenilenebilir.

Patent tescili nedir?

Patent tescili, buluş sahibinin yeni ve sanayiye uygulanabilir buluşlarını belirli bir süre için koruma altına alan yasal işlemdir.

Neden Önemlidir?

  • Buluşun taklit edilmesini engeller.
  • Buluş sahibine yasal koruma sağlar.
  • Patent sahibine maddi kazanç ve rekabet avantajı sağlar.

Patent Tescili Nasıl Yapılır?

  • Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuru yapılır.
  • Başvuru incelenir ve uygun görülürse patent belgesi verilir.
  • Patent koruması genellikle başvuru tarihinden itibaren 20 yıl geçerlidir.

Ticari sır nedir? Korunması nasıl sağlanır?

Ticari sır, şirketin ekonomik değeri olan ve kamuya açık olmayan; formül, yöntem, müşteri listesi gibi gizli bilgilerdir.

Korunması Nasıl Sağlanır?

  • Çalışanlarla ve iş ortaklarıyla gizlilik sözleşmeleri imzalanmalı.
  • Şirket içinde gizlilik politikası belirlenmeli ve uygulanmalı.
  • Bilgilere erişim sınırlanmalı ve şifrelenmeli.
  • İşten ayrılan çalışanların rekabet yasağı ve gizlilik yükümlülüğü yazılı olarak düzenlenmeli.
  • Ticari sırların ihlali durumunda hukuki süreçler işletilmelidir.

Şirketlerde vekaletname nedir? Nasıl düzenlenir?

Şirket adına işlem yapmaya yetkili kişilerin, üçüncü kişileri temsil etmek üzere görevlendirildiği resmi belgedir.

Nasıl Düzenlenir?

  • Noter aracılığıyla resmi olarak düzenlenir.
  • Vekâlet veren şirket yetkilisi şahsen veya temsilci aracılığıyla notere başvurur.
  • Vekâletnamenin içeriği ve yetki kapsamı açıkça belirtilir.
  • Vekâleti veren ve alan kişilerin kimlik bilgileri ve imzaları yer alır.
  • Düzenlenen vekâletname noter tarafından tasdik edilir ve ilgililere teslim edilir.

Ticari sözleşmeler neden bir avukat tarafından incelenmelidir?

  • Hukuki Risklerin Tespiti: Sözleşmede gizli veya açık hukuki risklerin belirlenmesini sağlar.
  • Hak ve Menfaatlerin Korunması: Tarafların hak ve menfaatlerini koruyan hükümler eklenir, olumsuz hükümler çıkarılır.
  • Yasal Uygunluk: Sözleşmenin yasal düzenlemelere uygun olduğundan emin olunur.
  • İhtilafların Önlenmesi: İlerde oluşabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilir veya çözümleri kolaylaştırılır.
  • Açıklık ve Netlik: Sözleşmenin açık, net ve anlaşılır hale getirilmesi sağlanır.

Adi ortaklık nedir? Şirket midir?

Adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaç doğrultusunda bir araya gelerek oluşturduğu basit iş birliğidir.

Adi Ortaklık Şirket midir?

  • Tüzel kişiliği yoktur, dolayısıyla şirket değildir.
  • Ortaklar borçlardan şahsen ve sınırsız olarak sorumludur.
  • Ticaret siciline kayıt zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • Ortakların kendi aralarındaki sözleşmeyle kurulur.

Girişim sermayesi şirketleri nedir?

Girişim sermayesi şirketleri (Venture Capital), yüksek büyüme potansiyeli taşıyan girişimlere sermaye sağlayan, yatırım yapan ve büyüme süreçlerinde destek veren şirketlerdir.

Özellikleri Nelerdir?

  • Yenilikçi, teknolojik ve ölçeklenebilir girişimlere odaklanırlar.
  • Finansal destek dışında yönetim, pazarlama ve strateji alanlarında da katkı sağlarlar.
  • Risk sermayesi olarak da bilinirler.
  • Yüksek kâr beklentisiyle yatırım yaparlar.

Holding nedir?

Holding, başka şirketlerin hisselerini satın alarak bu şirketleri kontrol eden, doğrudan üretim ya da ticaret yapmayıp iştiraklerini yöneten ana şirkettir.

Holdinglerin Temel Özellikleri:

  • Genellikle anonim şirket olarak kurulur.
  • Bağlı şirketlerin yönetim ve finansal politikalarını belirler.
  • Riskleri dağıtarak mali güç sağlar.
  • Şirketler arası koordinasyonu kolaylaştırır ve ekonomik güç oluşturur.

Grup şirketleri ve bağlı şirketler ne anlama gelir?

Grup Şirketleri:
Aynı holding veya ortak kontrol altında bulunan şirketler topluluğudur. Her şirket ayrı tüzel kişiliğe sahip olup ortak ekonomik amaçlar için iş birliği yapar.

Bağlı Şirketler:
Başka bir şirket (ana şirket veya holding) tarafından çoğunluk hissesi veya oy hakkı ile kontrol edilen şirketlerdir. Ana şirket, bağlı şirketin yönetim kararlarında doğrudan etkilidir.

Yabancıların Türkiye’de şirket kurması için şartlar nelerdir?

Yabancıların Türkiye’de Şirket Kurma Şartları:

  • Pasaport ve vergi numarası alınmalı.
  • Limited şirket için en az 10.000 TL, anonim şirket için en az 50.000 TL sermaye gerekli.
  • Ana sözleşme hazırlanmalı ve Ticaret Siciline tescil edilmeli.
  • İkamet izni şart değil; vekaletname ile uzaktan şirket kurulabilir.
  • Türk vatandaşlarıyla eşit haklara sahiptirler.

Serbest bölgelerde şirket kurmanın avantajları nelerdir?

Serbest Bölgelerde Şirket Kurmanın Avantajları:

  • Vergi Muafiyeti: Kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV gibi vergilerden muafiyet veya indirimler sağlanır.
  • Gümrük Avantajları: İthalat ve ihracatta gümrük vergisi muafiyeti bulunur.
  • Döviz Kullanımı: Bölge içi işlemler serbestçe döviz üzerinden yapılabilir.
  • Bürokratik Kolaylıklar: Hızlı şirket kurulum ve operasyonel işlemler sağlanır.
  • Lojistik ve Altyapı: Modern lojistik altyapısı sayesinde ticari işlemler kolaylaşır.
  • Kâr Transferi Kolaylığı: Elde edilen kârlar serbestçe yurtdışına aktarılabilir.

Şirket avukatı tutmak zorunlu mu? Ne iş yapar?

Şirket Avukatı Tutmak Zorunlu mu?

  • Sermayesi 250.000 TL ve üzeri anonim şirketler için avukat bulundurmak zorunludur. Diğer şirketler için zorunluluk yoktur ancak tavsiye edilir.

Şirket Avukatı Ne İş Yapar?

  • Şirket sözleşmelerini hazırlar, inceler ve revize eder.
  • Şirketin hukuki işlemlerini takip eder.
  • Hukuki uyuşmazlıkları yönetir, önleyici danışmanlık sağlar.
  • Davalarda şirketi temsil eder.
  • Mevzuata uyumu sağlar, hukuki riskleri azaltır.
  • Şirketin hak ve menfaatlerini korur.

Şirketler Hukuku davaları nelerdir?

Şirketler Hukuku Davaları:

  • Şirketin feshi ve tasfiye davaları
  • Genel kurul kararlarının iptali davaları
  • Yönetim kurulu ve müdürlerin sorumluluk davaları
  • Ortaklıktan çıkarılma veya çıkma davaları
  • Haksız rekabet davaları
  • Ortaklar arası alacak, tazminat ve pay devri uyuşmazlıkları
  • Sermaye artırımı ve azaltımı ile ilgili davalar
  • Şirket birleşme, bölünme ve devralma uyuşmazlıkları
  • Ticaret unvanı, marka ve isim hakkı davaları
  • Şirket kayıt ve belgelerinin incelenmesi ve denetim davaları

Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk nedir?

Ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce tarafların anlaşma sağlaması amacıyla mahkeme dışı arabulucuya başvurma zorunluluğudur.

Kapsamı ve İşleyişi:

  • Ticari alacak, tazminat, ortaklık ve şirket uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce zorunludur.
  • Taraflar arabulucuyla anlaşamazsa dava açabilir.
  • Anlaşma sağlanırsa, arabulucu anlaşması mahkeme kararı gibi bağlayıcı olur.

Avantajları:

  • Daha hızlı çözüm sağlar.
  • Daha düşük maliyetlidir.
  • Mahkemelerin yükünü azaltır.

Elektronik defter (e-defter) uygulaması nedir?

Vergi Usul Kanunu ve Ticaret Kanunu hükümlerine göre tutulması zorunlu olan ticari defterlerin elektronik ortamda hazırlanması, saklanması ve ibraz edilmesidir.

Avantajları Nelerdir?

  • Defter tutma ve arşivleme maliyetlerini azaltır.
  • İşlem kayıtlarının doğruluğunu artırır.
  • Denetim süreçlerini hızlandırır ve kolaylaştırır.
  • Kâğıt kullanımını azaltarak çevre dostudur.

Kimler İçin Zorunlu?

  • Belirli ciro limitlerini aşan şirketler için e-Defter kullanımı zorunludur.

E-fatura ve e-arşiv fatura nedir?

E-Fatura Nedir?
Kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahip, elektronik ortamda düzenlenen, gönderilen ve saklanan dijital faturadır. Yalnızca sisteme kayıtlı olan firmalar arasında kullanılır.

E-Arşiv Fatura Nedir?
E-fatura sistemine kayıtlı olmayan kişi veya şirketlere elektronik ortamda düzenlenen faturadır. Elektronik ortamda saklanır, müşteriye elektronik veya kâğıt olarak iletilebilir.

Farkı Nedir?

  • E-Fatura: İki taraf da e-fatura kullanıcısı olmalıdır.
  • E-Arşiv: Alıcı e-fatura kullanıcısı değilse düzenlenir, tüketicilere gönderilebilir.

Anonim şirket pay devri nasıl yapılır?

  • Anonim şirket payları hisse senedi bastırılmışsa, devri senedin alıcıya teslimi ve ciro edilmesiyle gerçekleşir.
  • Hisse senedi bastırılmamışsa, pay devri için yazılı bir pay devir sözleşmesi düzenlenir.
  • Pay devri şirket pay defterine kaydedilir.
  • Devir işlemi Ticaret Siciline bildirilerek tescil edilir ve ilan edilir.

Not: Şirket ana sözleşmesinde pay devrine kısıtlama varsa, öncelikle şirketin onayı gerekir.

Limited şirket hisse devri nasıl yapılır?

  • Pay devri için noter huzurunda yazılı sözleşme yapılır.
  • Ortaklar genel kurul kararıyla pay devrini onaylar.
  • Ticaret Siciline pay devri tescil edilir ve ilan edilir.
  • Pay devri şirket pay defterine kaydedilir.

Önemli Not: Limited şirket pay devri, anonim şirkete göre daha sıkı şekil şartlarına ve onaya tabidir.

Şirket tür değişikliği nasıl yapılır?

  • Şirket genel kurulu, tür değişikliği için karar alır.
  • Tür değişikliği planı ve yeni tür için ana sözleşme hazırlanır.
  • Mali tablolar ve gerekli raporlar hazırlanır.
  • Tür değişikliği işlemi için ticaret siciline başvuru yapılır.
  • Tür değişikliği tescil edilir ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilir.

Not: Şirketin hukuki kişiliği devam eder, sadece türü ve hukuki yapısı değişir.

Şirketlerde denetim ve bağımsız denetim nedir?

Şirketlerde Denetim Nedir?
Şirketin finansal işlemlerinin, faaliyetlerinin ve yönetiminin hukuka, şirket esas sözleşmesine ve muhasebe ilkelerine uygun olup olmadığının kontrol edilmesidir.

Bağımsız Denetim Nedir?
Şirketlerin finansal tablolarının ve kayıtlarının bağımsız, tarafsız ve uzman denetçiler tarafından denetlenmesidir. Sonuçlar bağımsız denetim raporu ile açıklanır.

Hangi Şirketler Bağımsız Denetime Tabidir?
Belirli büyüklükleri (aktif büyüklük, ciro ve çalışan sayısı gibi) aşan anonim ve limited şirketler bağımsız denetime tabidir.

Neden Önemlidir?

  • Şeffaflığı ve güvenilirliği artırır.
  • Finansal riskleri ortaya çıkarır.
  • Yatırımcıların ve üçüncü kişilerin şirkete güvenini sağlar.
  • Kanuni zorunluluktur.

Kurumsal yönetim ilkeleri nelerdir?

  • Şeffaflık: Şirket bilgilerinin açık ve anlaşılır olması.
  • Hesap Verebilirlik: Yönetim kurulunun şirket faaliyetlerinden sorumlu tutulabilmesi.
  • Adillik: Tüm pay sahiplerine eşit davranılması, haklarının korunması.
  • Sorumluluk: Şirket faaliyetlerinin yasalara ve etik kurallara uygun olması.

Kurumsal Yönetim İlkelerinin Önemi:

  • Şirketin güvenilirliğini artırır.
  • Yatırımcıların ve paydaşların şirketle ilişkilerini güçlendirir.
  • Finansal performans ve sürdürülebilirliği sağlar.

Yayınlar

  • İZMİR MARKA AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Genel, Marka Avukatı, Şirket Avukatı, Start-up Avukatı
  • İZMİR KVKK AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Genel, KVKK Avukatı
  • İZMİR ŞİRKET AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Genel, Şirket Avukatı
  • İZMİR İŞ AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Genel, İş Avukatı
  • İZMİR KİRA AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Genel, Kira Avukatı
  • İZMİR BOŞANMA AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Boşanma Avukatı, Genel
  • İZMİR MİRAS AVUKATI: SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI Genel, Miras Avukatı
  • TÜKETİCİ HUKUKU: TÜKETİCİ AVUKATI NE YAPAR? Genel
  • GÜMRÜK HUKUKU: GÜMRÜK AVUKATI NE YAPAR? Genel
  • VERGİ HUKUKU: VERGİ AVUKATI NE YAPAR? Genel

0 232 700 21 79

Akdeniz Mahallesi No: 120 Alsancak-Konak / İzmir

info@gozdeyavuzer.com

P.tesi-Cuma: 09:00-18:00

YASAL UYARI   |    GİZLİLİK POLİTİKASI   |   ÇEREZ POLİTİKASI   |   KVKK AYDINLATMA METNİ

  • Link to Facebook
  • Link to LinkedIn
  • Link to Instagram
  • Link to Youtube

© 2023 Av. Gözde Yavuzer. Tüm hakları saklıdır. Localveri Web Tasarım

İZMİR İŞ AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARIİZMİR KVKK AVUKATI: SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI
Sayfanın başına dön